IGC-International Geothermal Days 2018 Ankara Shraton Hotel'de yapıldı.

14-15 Mart 2018 'de Ankara Sheraton Hotel'de yapılmış olan IGC-International Geothermal Days 2018 etkinliğinin Workshop açılış konuşmasını Derneğimizin Başkanı Orhan Mertoğlunun, Kongre açılış konuşmasını ise Dernek Başkan Yardımcımıs Prof. Dr. Şakir Şimşek gerçekleştirmiştir.

Orhan Mertoğlu'nun konuşma metni aşağıda verilmiştir:

----------------------------------------------------------------

Türkiye’nin jeotermal serüveni 1964 yılında İzmir Balçova’da MTA tarafından yapılan ilk jeotermal kuyu (40 metre derinlik, 124°C sıcaklık) ile başlamıştır. Bu kuyu birkaç gün sonra kabuklaşma dolayısıyla tıkanmış, kuyu temizlenmiş fakat sonrasında tekrar tıkanmış ve o zaman jeotermal üretim mümkün değil denmiş ve vazgeçilmiştir.

1980’li yıllarda kuyu içi eşanjörü ve kabuklaşmayı önleyen inhibitör uygulaması ile jeotermal değerlendirmeler başlamıştır. 1984 yılında Denizli-Kızıldere’de 20 MWe kapasiteli jeotermal elektrik santrali kurulmuştur. Bu santralden evvel 1974 yılında 0,5 MWe gücünde bendenizin projelendirdiği, kurduğu bir pilot santral vardır. Bu örnek pilot santralle 3 adet köye 7 yıl boyunca ücretsiz olarak elektrik sağlanmıştır.

Türkiye Jeotermal Derneği Türkiye’nin jeotermal elektrik potansiyelini hidrotermalde 2000 MWe olarak bundan 25 sene evvel ilan ettiğinde bu bir hayal olarak karşılandı. 2005 yılında Antalya’da IGA ile birlikte Dünya Jeotermal Kongresini düzenlediğimizde Türkiye’nin sadece 20 MWe jeotermal kurulu gücü vardı. Bugün ise bu rakam 1100 Mwe çıktı. Bu büyüme oranından dolayı Dünya lideri olduk.

Yine jeotermal seracılıkta 4400 dönüm alan ile Dünya lideri olduk. Jeotermal ısıtmada ise Dünya beşincisiyiz. Türkiye olarak 1990’lı yıllarda kendimize Dünyada ilk beşte olmayı hedef almıştık ve Allaha şükür bu hedefi yakaladık. Bu hedefin gerçekleşmesinde Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin katkısı çok büyüktür.

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Enerji Bakanlarımızdan Sayın Dr. Hilmi Güler, Sayın Taner Yıldız, Sayın Ali Rıza Alaboyun ve Sayın Dr. Beraat Albayrak, jeotermal kanunu, yenilenebilir enerjinin teşviki, MTA’nın desteklenmesi ve MTA’nın aramaları yapması ve bu sahaların birçoğunun özel sektöre satılması neticesinde risk alan, çalışkan, hızlı, vatansever Türk Özel sektörü büyük gayret göstererek bu jeotermal elektrik santrallerini kurdular ve bugünde 1100 MWe ulaştık. Daha da büyüyeceğiz.

Bizden brifing alan ve jeotermale önem veren Başbakanımız Sayın Binali Yıldırım beye teşekkür ederiz. Bu başarıda yine ayrıca Enerji Bakanlığı Yenilenebilir Enerji Genel Müdürü Sayın Oğuz Can’ın, MTA’nın, üniversitelerin ve Türk Özel sektörünün çok büyük payı vardır. Onları kutluyor ve teşekkür ediyoruz.

Biz Türkiye Jeotermal Derneği olarak Bakanlar Kurulu kararı ile Türkiye ismini kullanıyor ve Türkiye’yi temsil ediyoruz. Katıldığım birçok konferansta bana Türkiye bu büyümeyi nasıl başardı diye soru soruyorlar ve kendilerine örnek alıyorlar.

Türkiye’nin bundan sonra hidrotermal jeotermal sahalarda daha büyümesi ve büyümenin devam etmesi için feed in tariff dediğimiz alım fiyat garantisinin yani teşviğin 10 yıl daha devam etmesi ve 12,5 USD cent/kWh’in üzerinde bir teşvik verilmesi gereklidir.

10 yıl alım garantisi ve 10,5 USD cent/kWh ile Dünya’da verilen en düşük teşvik rakamı Türkiye’dedir. Bu teşviğin 20 yıl alım garantisi ve 40 USD cent/kWh’leri bulduğu ülkeler vardır.

En son katıldığım Almanya’daki jeotermal konferansta Hindistan temsilcisi 15 USD cent/kWh ve 15 yıl olarak Hindistan’ın jeotermale verdiği teşviği açıkladı ki Hindistan bildiğiniz gibi enerjisinin önemli bir kısmını kömürden temin etmektedir.

Türkiye’nin Rusya ile kuracağı nükleer santralin alımı bile eskalasyonlarla birlikte 15 USD cent/kWh’leri bulmaktadır. Dolayısıyla bu rakamın kendi yerli, milli kaynağımız olan jeotermale verilmesi şarttır çünkü bu yatırımı yapan Türk Özel sektörüdür ve bizim enerjide dışa bağımlılığımızı da azaltmaktadır.

Türkiye’nin daha büyük bir potansiyeli ise 3000-5000 m derinlikteki EGS (Enhanced Geothermal System) veya Hot Dry Rock (kızgın kuru kaya)’dir. Buradaki teknik potansiyelimiz 400.000 MWe’dir. Teknik ekonomik potansiyelimiz ise 15 USD cent/kWh ve 15 yıl alım garantisine göre 20.000 MWe’lik bir potansiyel hesap ediyoruz. Türkiye’nin önündeki yeni hedef budur.
Bunun için Türkiye’nin yeni teknoloji yeni konsept EGS için özel teşvikler uygulayıp EGS’i hayata geçirip dolayısı ile milli ekonomiye daha büyük katkı koymasını sağlamak gereklidir. Dolayısıyla Almanya’da 25 € cent/kWh, Japonya’da 22-34 USD cent/kWh ve İsviçre’de 32 € cent/kWh’lere kadar çıkan 20 yıllık teşvikleri bu devletler boşuna vermiyorlar. Bu teşviklerin verilmesinin anlamı ve mantıklı gerekçeleri vardır.

Türkiye’nin jeotermal kaynak zenginliğinin ve potansiyelinin ülke ekonomisine katkı sağlaması için teşvik sisteminin devam etmesi ZORUNLUDUR. Eğer teşvik sistemi uygulanmaz ise jeotermal arama ve değerlendirmeler duracaktır. Çünkü jeotermal de arama riski yani jeolojik risk yüksektir. Bir kuyu 3-4 milyon dolarlara mal olmaktadır. Yatırım tutarları yüksek, ancak işletme giderleri düşüktür.

Ayrıca, jeotermal ısı uygulamalarının 115000 konut eşdeğeri ısıtma, sera ısıtma, kaplıca ve termal otel ısıtma, meyve sebze kurutma ve ısı pompası uygulamaları toplamı yaklaşık 3350 MWt’dir. Türkiye’nin ısı potansiyeli ise 60000 MWt’dir. Yine jeotermal merkezi ısıtma yatırımları için Belediyelere jeotermal saha tahsisi ve yatırım için özel destek verilmesi zorunludur.

Sonuç olarak; Türk Özel sektörünün hidrotermal sahalardan jeotermal elektrik üretim yatırımlarında 12,5 USD cent/kWh ve 10 yıl süre ile teşvik verilerek desteklenmesi şarttır. Bu ülke milli ekonomisinin de yararınadır. Çünkü jeotermal yerli, milli, çevre dostu, temiz ve yenilenebilir bir enerji kaynağıdır.
------------------------------------------------------------------------------------